EĞİTİMDE GÜDÜLENME (MOTİVASYON)  

Posted by İSMAİL CAN in

EĞİTİMDE GÜDÜLENME (MOTİVASYON)
1.GÜDÜ (MOTİVASYON) NEDİR?
Bir tarife göre, güdü, organizmayı harekete geçiren durumdur. (BACANLI, s.50). Selçuk'a göre güdü, davranışa enerji ve yön veren güçtür; bu güç organizmayı etkileyerek bir amaç için harekete geçmeye sevk eder (SELÇUK,s.211). Cüceloğlu'na göre ise Güdü (motivasyon), istekleri, arzuları, gereksinimleri, dürtüleri ve ilgilen kapsayan genel bir kavramdır.
2.NEDEN GÜDÜLENMEYE İHTİYAÇ DUYARIZ?
Güdü ve güdülenme kavramı psikolojinin keşfetmiş olduğu en önemli kavramlardan biridir. İnsanların ve hayvanların davranışlarının temelinde güdüler yatar. Güdüler ya bugün bilinen ve rahatlıkla anlaşılabilen, ya da henüz pek açık seçik anlaşılamayan türden olabilir. Nerede olunursa olunsun ve ne yapılırsa yapılsın, her davranışın altında bir güdü veya güdüler zincirinin yattığı unutulmalıdır (CÜCELOĞLU, 2000, s.230).
Güdülenmede, amacı görmek ve benimsemek önemlidir. İnsan amacını kendisi belirlediğinde hem amacını iyi tanır hem de vargücü ile amacına ulaşmaya çalışır. Öğrenmede, hedef davranışların öğrenince konulması, hem ulaşacağı hedefe algılamasını hem de benimsemesini sağlamaktadır. Bu durumda öğrenen, hedefine ulaşmak için vargücünü salıverebilmektedir (BAŞARAN, 1996, 8.27)
Başarılı olma ihtiyacı yüksek olanlar daha fazla riski göze alabilir ve başarmak için çaba gösterirler. Bu gruba giren öğrenciler zor iş ve problemlerden hoşlanırlar. Başarısızlıktan kaçınma gereksinmesi yüksek olanlar ise başarılı olacaklarına emin oldukları işler için çaba harcarken, başarısız olacaklarını düşündükleri işlerden kaçınırlar. Bu nedenle bu öğrenciler için orta güçlükteki problem ve işler daha uygundur.
Başarılı olma gereksinmesinin aile içindeki ve kültürel çevre içinde geliştiği düşünülmektedir. Aile içinde başarı ve rekabetin cesaretlendirdiği, çocuğun başarısızlıklarının tepkiyle karşılanmadığı durumlarda, çocuklarda yüksek başarı ihtiyacı gelişmektedir.
Başarılı olma ihtiyacı diğer güdülerle de ilişkilidir. Bir öğrenci arkadaşlarının onayını almak, onlar tarafından beğenilmek için iyi bir atlet olmaya gereksinme duyarken; bir başka öğrenci, ailesinin hoşuna gitmesi için kimya dersinde başarılı olmaya gereksinme duyabilir. Bu nedenle öğretmenlerin, öğrenciler ile çalışırken tüm bu ilişkileri göz önünde bulundurması gerekmektedir (ERDEN, 1997, s.240).
İnsanı davranışa iten nedenler konusunda en yaygın görüş Abraham Maslov'a aittir. Hümanist psikolojinin önde gelen isimlerinden olan Maslov'a göre insanda 7 temel ihtiyaç vardır. Maslov'un ihtiyaçlar hiyerarşisi ile ilgili üç kurul bulunmaktadır:
1. Bu ihtiyaçlar hiyerarşik özellik arz ederler. Yani birinci ihtiyaç en temel ihtiyaçtır, ikinci ihtiyaç ondan sonra gelir, vb.
2. Alt düzeydeki ihtiyaç en azından bir miktar karşılanmadan daha sonraki bir ihtiyaç ortaya çıkmaz.
3. Bir ihtiyacın karşılanabilmesi için kendisinden sonraki ihtiyaç feda edilebilir, ama kendinden önceki ihtiyaç feda edilmez.
Maslov'a göre ihtiyaçlar hiyerarşisi şöyledir:
a. Fizyolojik ihtiyaçlar
b. Güvenlik
c. Yakınlık/sevgi
d. Saygınlık
e. Bilme/tanıma
f. Estetik ihtiyaçlar
g. Kendini gerçekleştirme (BACANLI,1999, s.152).



Şekil 1. İhtiyaçlar Hiyerarşisi (SELÇUK, 2000, s.215)


Maslow'un gereksinimler hiyerarşisi, öğretmenin çocukları daha iyi tanıyarak, onların hangi güdüler altında hareket ettiklerini anlamasına yardımcı olur. Öğretmen öğrencilerinin daha çok hangi ihtiyaçların etkisi altında olduklarını bilirse, onlara daha gerçekçi yardım getirebilir, güdülenmelerini sağlayabilir ve gereken rehberliği yapabilir (ERDEN, 1997, s.236).


3. GÜDÜLENMENİN HAYAT TARZI OLARAK BENİMSENMESİ
Başarı için güdülenme, olmazsa olmaz bir ön şarttır. Başarılı insanların ortaya koydukları performansın yoğun bir güdülenme olduğu açıkça görülür. Ancak, bazı bireylerde güdülenme o derece yoğun yaşanır ki, güdünün konusu bireyin hayatının odağı haline gelir. Buna verilecek ilginç bir örnek Kütahyalı Kocaoğlu kardeşlerdir. Renk kâşiflerinden olan ve çinicilikte ilk defa pembe rengini bulan çini ustası Kocaoğlu kardeşler yıllardan beri adeta efsane haline gelmiş "mercan kırmızısı" çini rengini aramışlar. 1550–1605 yılları arasında İznik çinilerinde kullanılan bu renk, o dönemde bir kişi tarafından kullanılmış ve rengi keşfedenle birlikte sır olup gitmiştir. O günden beri mercan kırmızısını tekrar bulan çıkmamıştır. İbrahim ve Ali Kocaoğlu kardeşler 1985/1993 yılları arasında altın, turkuaz, boraks, deniz kabukları, bitki kökleri ve hatta kendi kanlarını kullandıkları tam 12 bin deney yapmışlar, ancak mercan kırmızısı rengini elde edememişlerdir. Kardeşlerden Ali Kocaoğlu Aralık 1993'de mercan kırmızısı rengini bulamadığı için hayatının bir anlamı kalmadığını düşünerek bunalıma girmiş ve hayatına son vermiştir. Diğer kardeş halen arayışlarını sürdürüyor (SELÇUK, 2000, s.212).
4. MOTİVASYON'DA YAKLAŞIMLAR
4. 1. Bilişsel Yaklaşım
Bilişsel yaklaşım, davranışçı yaklaşıma bir tepki olarak gelişmiştir. Bilişsel kuramcıların temel sayıltısı insanların dış olaylar ya da açlık gibi fiziksel koşullardan çok, bunları yorumlama biçimlerine göre tepkide bulunurlar. Bu nedenle bilişsel kuramcılar dıştan güdüleme yerine, içten güdülenme üzerinde durmaktadırlar. Örneğin bir kişi kendisi için önemli ve ilginç bir proje üzerinde çalışıyorsa, açlığını ve uykusuzluğunu fark etmeyebilir. Diğer bir deyişle bireyin davranışlarını ceza ve pekiştireç gibi dış uyarıcılardan çok, bireyin inançları, beklentileri, amaçları, değerleri vb. belirler.
Bilişsel kuramcıların önemle üzerinde durdukları gereksinimlerden biri, çevreyi anlama ve yeterli olmalıdır. İnsanlar, çalışmaktan hoşlandığı için ya da anlamak istediği için çalışırlar. Örneğin, bireyin bir problemi doğru olarak çözmesi ya da amacına ulaşması kendisi İçin bir ödüldür. Bu nedenle sınıf ortamında öğrencileri güdülemek için meraklarını uyandıracak soru ve problem durumlarına yer vermek, öğrenmeyi grupla eğlenceli hale getirmek gerekir.
Ancak öğrencileri bu şekilde güdülemek her zaman kolay değildir. Öğrencilerin tek tek amaçlarını, merak ettikleri konuları ya da değerlerini tahmin etmek oldukça güçtür. Bir öğrenci doğa ve doğal olayları merak ederken, bir diğeri mekanik aletlerin çalışma ilkelerine karşı merak duyabilir (ERDEN, 1997, s.237)
Bilişsel yaklaşım öğrenciler arasındaki farklılıkları açıklamada yardımcı olabilir. Bu farklılıklara aşağıda örnekler verilmiştir:
• Başlangıçta başarısız olmasına rağmen niçin bazı öğrenciler problemi çözmek için çalışmaya devam ederler.
• Notlarını etkilemediği halde niçin bazı öğrenciler sosyal etkinliklere katılırlar?
• Niçin bazı öğrenciler bir işi en iyi şekilde yapmadan bırakmazlar?
• Niçin öğrenciler olumsuz geribildirim almayı, hiç geribildirim almamaya tercih ederler? (SELÇUK, 2000, 8.214)
4.2. Davranışçı Yaklaşım
Davranışçı öğrenme yaklaşımında gördüğümüz gibi organizma, pekiştirilen davranışları tekrar etme eğilimindedir. Bu nedenle pekiştireçler yoluyla bireyin davranışlarının biçimlendirilmesi mümkündür (ERDEN, 1997. s.232). Sınıfta sorulan sorulara doğru cevap veren öğrenciler pekiştirdiğinde daha sonraki sorulara cevap vermeye güdülenirler. Öğrencinin yaşına uygun pekiştireçler verilirse öğrenciler öğrenmeye karşı istek duyarlar, Böyle bir yaklaşım kolaylıkla anlaşılacağı gibi dışsal güdülemeye dayalıdır, öğrenci ödüle ulaşmak için kendi amaçlarını bir kenara bırakıp ödül getiren amaçlara yönelebilir. Sonuçta davranışlar ödül almak için yapılır hale gelebilir. Oysa öğrencinin içsel olarak kendini pekiştirmesi ve kendi başına karar vererek uygun amaçlara yönelmesi daha uygun olacaktır (SELÇUK, 1996).
Davranışçı yaklaşıma göre okulda öğrencilerin başarılarının yüksek notla, yıldızla ya da aferin, çok güzel gibi sözel mesajlarla ödüllendirilmesi, öğrenciyi öğrenmeye karşı güdüler.
Örneklerde görüldüğü gibi davranışçı yaklaşım öğrencilerin dıştan verilen uyarıcılar ile güdülenmesini önermektedir. Bu tür güdülenmeye dıştan güdelenme denir. Ancak dıştan güdülenmenin bazı olumsuz yönleri bulunmaktadır. Dıştan güdülenmede, öğrenci kendi amaçlan doğrultusunda eylemde bulunmak yerine, ödül getirici eylemlerde bulunmaya yönelebilir. Böylece davranışlarını dıştan alacağı ödüller yönlendirmeye başlar. Her davranışı bir ödül almak için yapmaya başlayabilir ya da öğretmene bağımlı kalabilirler. Bu nedenle bireyin içsel olarak kendisini pekiştirmesi ve kendisini yönlendirmesi çok istenen bir durumdur (ERDEN, 1997, s. 233).
4.3. Hümanistik Yaklaşım
Güdü ile ilgili en kapsamlı açıklamalardan birini hümanistik yaklaşımın öncülerinden olan Maslow yapmıştır. Maslow'a göre bireyin güdülenmesinin temelinde gereksinmeler vardır. Birey bu gereksinmeleri karşılamak amacıyla harekete geçer. Maslow insanların gereksinimlerini Önem sırasına dizerek gereksinimler hiyerarşisi oluşturmuştur (Şekil 1)
Maslow'a göre, insanlar öncelikle gereksinmeler hiyerarşisinin alt basamaklarında yer alan temel gereksinimlerini karşılamaya güdülenmişlerdir. İnsanlar, alt basamaklardaki gereksinimleri belirli bir ölçüde karşıladıktan sonra, bir üst basamaktaki gereksinimlerin doyurulabilmesine yönelik davranışlara güdülenir. Bu gereksinmeler arasında fizyolojik, güvenlikte olma, ait olma, statü kazanma gereksinimleri, temel gereksinimler olarak kabul edilmektedir (ERDEN, 1997, s.234). İnsan doğasında bu ihtiyaç sıralaması doğrultusunda bir davranma yapılanmasının da düşünülmesi gerekir. Bizi davranmaya iten güç herhangi ihtiyacımızın yapısına bağlı olmaktadır. Karnı aç olan öğrenciye sanattan söz edemezsiniz. Aynı zamanda kendini güvenli hissetmeyen ego ihtiyaçların karşılanmasına yönelik çaba içerisinde olmayacaktır. Bu nedenle eğitim ortamlarının düzenlenmesinde en önemli özelliklerden biri bu ihtiyaç hiyerarşisine uygun bir eğitim-öğretim ortamının düzenlenmesidir (ÖZBAY, 2001)
5. GÜDÜLENMEYİ ETKİLEYEN ETKENLER
5.1. Öğrenciler İle İlgili Etkenler
Yeteneklerle İlgili düşük ben kavramı (Ben matematikten hiç anlamam, resmi hiç beceremem).
Öğrenilmiş çaresizlik (Geçmiş yaşantılardan kaynaklanan ve çaresizlik hissini içeren tutumdur. Öğrenci ne kadar çaba gösterirse göstersin başarılı olamayacağını düşünür.
Düşük öz-yeterlik
5.2.Öğretmenle İlgili Etkenler
Öğrencilerden fazla bir beklentisi olmadığını göstermesi Kendisini yetersiz algılaması sonucu öğretimi etkisizleştirmesi
5.3.Öğretim Süreciyle İlgili Etkenler
Rekabete sokma ve sosyal karşılaştırma yapma Teme! amaçlardan ziyade performansı vurgulama İçsel güdülenmeden ziyade dışsal güdülenmeye önem verme Yetersiz ders sunuşu
5.4.Değerlendirme İle İlgili Etkenler
Herkesin içinde değerlendirme yaparak başarı kaygısına yol açma Çaba yerine yeteneği önemseme Nota çok fazla önem verme (SELÇUK, 2000, s.216)
Johnston ve Rivera, yetişkini öğrenmeye güdüleyen etmenleri şu şekilde sıralamaktadır:
1.Daha bilgili olmak,
2.Yeni bir işe hazırlanmak,
3.İş başında yetişmek,
4.Boş zamanı iyi ve yararlı olarak geçirmek,
5.Yeni ve çekici bireylerle tanışmak,
6.Yüklendiği işleri yerine getirmede ustalık kazanmak,
7.Kişiliğini geliştirmek ve bireylerle daha iyi ilişkiler kurmak,
8.Gelirini artırmak.
6. ÖĞRENCİYİ ÖĞRENME İÇİN MOTİVE ETME
6.1.Övme ve Yerme
Öğrencinin, yaptığı olumlu davranışların övülmesi, olumsuz olanların yerilmesi öğrenmesini etkiler. Övmenin ve yermenin, öğrenmeye hem olumlu hem de olumsuz etkileri vardır. Eğer öğretmen, yerinde ve yeter derecede kullanırsa, ikisi de etkili olabilir. Ancak, birini ötekine üstün görmek gerekirse, öğrenciyi öğrenmeye etkilemede övme, yermeden daha üstündür (BAŞARAN, 1998, s.218).
6.2.Ödüllendirme
Ödül öğrenciye istenilen davranışları yaptırmak için uygulanan özendiricileri; istenilen davranışın yerleşmesini sağlayan pekiştireçleri içerir. Buna göre ödüllendirme, istenilen davranışları yerleştirmek için öğrencide haz yaratacak özendiricileri ve pekiştireçleri uygulamaktır. Övülme, bir güdünün doyurulması, amaca ulaşma, başarılı olma, göze girme, beğenilme, sevilme, okşanma, bir olanağa kavuşma, bir yarar sağlama gibi tüm uyarıcı ve pekiştireçler öğrenciye haz verdiği oranda ödüldür (BAŞARAN, 1998, s.219).
6.3. Cezalandırma
Ceza, öğrenciye istenilmeyen davranıştan alıkoymak için uygulanan önleyiciler; istenilmeyen davranışın yinelenmemesi için konulan yasaklayıcılardır. Buna göre cezalandırma, istenilmeyen davranışı yaptırmamak için öğrenciye elem verecek önleyiciler ve yasaklayıcılar uygulamaktır. Bir güdünün doyurulmaması, amaca ulaşmanın engellenmesi, başarısız kılma, sevmeme, beğenmeme, gözden düşürme, yerme, bedensel acı çektirme, bir olanaktan yoksun bırakma gibi tüm durumlar öğrenciye elem verdiği oranda cezadır (BAŞARAN, 1998, s.219).
6.4.Yarışa Sokma
İnsanın başkalarından üstün ve ileride olma isteği onu yarışmaya yöneltir. Öğrenmede yarışma isteğinden yararlanmak gerekebilir. Ancak yarışmanın istenen amaca ulaştırılması için, zamanı, süresi veya düzeyi önceden planlanmalıdır (HESAPÇIOĞLU, 1988).
7. EĞİTİMDE ÖĞRETMENLERİN ÖĞRENCİYİ MOTİVE (GÜDÜ) ETMESİ VE ÖĞRETMENLERE BU KONUDA TAVSİYELER
Bir dersin işlenişinde ikinci basamak güdülemedir. Hangi konu olursa olsun, öğrencilerin niçin öğrenmek zorunda oldukları bir tartışma ortamı açılarak öğretmen ve öğrencilerle birlikte ortaya konulabilir (SÖNMEZ. 1999, s.140).
Başarısızlıktan korkmamayı vurgulama, cesaretlendirme, özellikle çekingen öğrencileri güdüleyebilir. Herkesin yanlış yapabileceği, önemli olanın yanlışlardan ders almak olduğu düşüncesi, öğretmen için de geçerlidir (BAŞAR, s.76)
Öğrenci, utanma, başarısızlıktan çekinme. Eleştirilme, gülünç olma,küçük düşme, cezalandırılma kaygılarından kurtarılmalı, sınıfta bunların yer almayacağı bir ortam oluşturulmalıdır. Öğretmen, sorularıyla öğrencileri savunmasız yakalamaya, alay etmeye yönelmemelidir (MARTIN, 1993, S.57)
Başarıyı tadan öğrenciler, yeni başarılar arayacaklardır. Çok güçlü olan başarı güdüsünü öğretmen her öğrencisi için sık sık kullanmalıdır. İnsanların başarılı olmaya gereksinimi çoktur. Binlerce futbol izleyicisini, kar-soğuk demeden stada toplayıp bağırtan, kıt kazançlarını bilet parası olarak harcatan bu güdüdür (BAŞAR, s.77)
Güdülemek için sözel övgü kullanılabilir. Her öğrencinin övgü alacak bir davranışı vardır, Öğretmen bunu görmeli, görüp beğendiğini belli etmelidir. "Defterini böyle kullanman iyi başlangıç", "problemi çözmeye böyle başlaman çok güzel" denebilir (BAŞAR, s.76)
Ödül yalnızca kazanana verilmemeli, başarısı düşükler için başarı şansı yaratılmalı, bazı öğrencilerin yitirilmesi bu yolla önlenmelidir (BAŞAR, s.78)
Öğrenilenlerin ne işe yarayacağı öğretmen tarafından açıkça somut olarak gösterilebilirse, öğrenci pratik yararlılığını gördüğü bilgi ve becerileri öğrenmeye güdülenecektir (BAŞAR, s.79)
Öğretmenin görünüşü, konuşması, davranışları, inandırıcılığı, konusuna verdiği değer, öğrencileri etkiler. Bu etkinin olumlaşabilmesi için öğretmen temiz ve sade giyinmeli, inandırıcı ve gerçekçi konuşmalı, davranışlarını tutarlı, çabaları istekli, kendini işine adamış, konusunu önemli gören, işini ciddi ve titizlikle yapan olmalıdır (BAŞAR,s.79) Sınıfın özellikleri ve çevre de güdülemeyi etkiler. Rahatlık, ısı, ışık, temiz hava, ortamın çekiciliği... (BAŞAR, s.79) Konunun öğrenilmesiyle, öğrenmeye dek bir ödüle kavuşacağı bildirilebiiir (BAŞARAN, 1996, s.27).Öğretmen, öğretme sürecine başlamadan önce öğrencilerin temel gereksinimlerini karşılamalıdır. Öğrenme ortamında öğrencilerin meraklarını uyandıracak, onları araştırmaya yöneltecek etkinliklere yer verilmelidir.
Öğrencilerin çabaları ödüllendirilmen, çaba göstermeleri teşvik edilmelidir (ERDEN, 1997, s.240-241). Derse başlarken ilginç, şaşırtıcı, merak uyandırıcı sorular sorulmalı.
Çalışmalar mümkün olduğu kadar aktif, araştırıcı, heyecanlı ve yararlı hale getirilmeli.
Olumlu benlik kavramı geliştirilmesine dikkat edilmeli. "Eminim hepiniz bu konuyu rahatlıkla yapacaksınız, bir sorun çıkarsa birlikte hallederiz" gibi cümleler kurulmalı. İhtiyacı olan öğrenciler, öz güvenlerini ve başarı ihtiyaçlarını geliştirmeleri için cesaretlendirilmen.
Öğrenciye sorumluluk vererek, kendileriyle yarıştırarak onların başarı güdüsünün geliştirilmesi sağlanmalı (SELÇUK, 2000, s.224-225).
Sınıflarımızda öğrenme yaşantıları sonucunda ortaya çıkan başarısızlıklar ikinci planda kalmalıdır. Önemli olan, öğrencilerin bireysel farklılıklarına göre değişen başarı düzeyleridir. Çok katı ve kategorik olarak, salt psikometrik bir anlayışla geliştirilen ölçme araçlarının öğrencileri güdülemeyeceği açıktır. Değerlendirmeyi bu kadar katı ele almak yanlıştır. Meşhur deyişle "ölçtüm kaldın, değerlendirdim geçtin" yaklaşımı değerlendirme işleminde dikkate alınmalıdır. Algı ve dikkat süreçleri güdülenmeyle doğrudan ilişkilidir. Çocuklar neyi öğrenmek isterlerse, onu öğrenirler. Bu nedenle, güdülendikleri konuda seçici algı ve dikkat gösterirler, Öğretmenlerin öğrenci dikkatini sağlamak için ilk planda ele almaları gereken konu, onların güdülenmesini sağlamaktadır. "Hiçbir insan yapmak zorunda olduğu bir şeyi, en iyi şekilde yapmaktan hoşlanmaz" Eğer öğrencilerinizin dikkatlerinin dağınık olmasından ya da derse katılmadıklarından şikayet ediyorsanız, hemen güdüleme becerilerinizi gözden geçirin. Öğrenme etkinliklerinin her aşamasında, gerçekçi ve ulaşılabilir amaçlar belirlenmesi son derece önemlidir. Öğrencinin giriş davranışlarında eksiklik olması nedeniyle takvim yaşına uygun ama hazırbulunuşluk açısından eksik amaçlar güdülenmeyi önleyebilir. O nedenle yılda iki kez öğrencilerin giriş davranışlarının ve özelliklerinin denetlenmesi yararlı olabilir. Öğrencilerden beklentinizi düşük tutmayın.
Beklentilerinizi öğrencilerinizle paylaşın. Stres yaratmayın. Öğrencilerin düşüncelerini her zaman işe katın, Zorlayıcı, ama umutsuzluğa düşürmeyen ödevler verin. Dersinizin öğrenilmeye değer olduğunu gösterin (SELÇUK, 2000, s.226-227). Dersi hayatla ilişkilendirin. İlerlemeyi gösterin. Sıcak, dürüst ve destekleyici olun. Kültürel değerlerle ilgilenin

1 yorum

Kardeş iyi güzel yazmışsın da, sende eksiklik var galiba? bu selçuk kim? zahmet edip adamın adını; selçuk adıysa soyadını yok eğer soyadıysa adını yazsaydın. ama zahmet olurdu! selçuk kim? peygamber mi? herkes tanıyor ya... nefret ediyorum Türk işinden...

Yorum Gönder

KONU BAŞLIKLARI