PROBLEM ÇÖZMEDE ÇEŞİTLE YÖNTEMLER  

Posted by İSMAİL CAN in

PROBLEM ÇÖZMEDE ÇEŞİTLE YÖNTEMLER
1-Tecrübeler:
2-Hazır Modellerle Problem Çözme:
3-Deneme-Yanılma Yoluyla
4-Kavrama Yoluyla Problem Çözme:
5-Bilimsel Problem Çözme Yoluyla
6-Yaratıcı Düşünme
Tecrübeler:
Bazı problemler önceden edindiğimiz bilgi, becerilerle ve alışkanlıklarla çözülebilir. Daha önceki karşılaştığınız problemleri çözerken edindiğimiz bilgi ve becerileri hatırlayarak ve yeni duruma uygulayarak bazı problemleri çözebiliriz. Alışkanlıklarla bazen küçük problemleri çözebiliriz.
Örneğin: Okuldan eve gitmek eğer trafiğin fazlalığı yüzünden bir problemse şimdiye kadar edindiğimiz alışkanlıklar bu çözmeye elverişlidir.
Tecrübelerin Aktarılması:
Akıl vermenin birinci dezavantajı: Birisi size akıl vermeye başladığında o kişiye karşı direnç gösterirsiniz. Ya onun dediğini yapmazsınız veya aksini yapmak istersiniz.
Akşam yemeğine oturdunuz. Çok sevdiğiniz yemek var. Anneniz ısrarla diyor ki "Hadi ye, bunlardan da yemelisin, benim hatırım için." Bu sözler üzerine çok canınız istediği halde yemiyorsunuz. Direnç gösteriyorsunuz.
İnsanlarda kendilerine sürekli akıl verilmeye başlandığında ona karşı bir direnç oluşur. Bu yüzden insanları karşınıza alıp akıl vermek yerine öncelikle onların yanında olmanız gerekir.
Siz hiç şimdiye kadar işçinin, işçiye karşı yürüdüğünü duydunuz mu? Hiç çocuğun çocuğa karşı isyan ettiğini gördünüz mü? Hayır. Hep karşı tarafa doğru hareket ve direnç vardır.
Dolayısıyla çocuklarınızdan, eşinizden, arkadaşlarınızdan direnç görmek istemiyorsanız öncelikle onlarla aynı tarafta olduğunuzu vurgulamanız gerekir.
Hazır Modellerle Problem Çözme:
İnsanlar belli bir problem çözümünü öğrendikleri zaman, benzer bir durumda aynı biçimde davranırlar. Birey, daha önce öğrendiği çözüm yollarını uzun süreli belleğinde bir model olarak örgütler ve benzer durumla karşılaştığında bu modele uygun olarak davranır. Kişinin belleğinde ne kadar çok hazır çözüm yolları varsa, problemi o kadar kolay ve hızlı çözer.
Örneğin: bir satranç ustasının çok hızlı hamle yapması, geçmiş yaşantılarında pek çok problem durumu için hazır hamlelerin bulunmasından kaynaklanmaktadır.
Örneğin: Bir araştırmada bir grup deneğe havuz problemleri üzerine alıştırma yaptırdıktan sonra benzer problemler sorulmuştur. Araştırma sonucunda deneklerin % 83’ünün, yeni problemleri çözerken, alıştırma esnasında öğrendikleri davranış örüntüsünü kullandıkları görülmüştür. (Duncan, 1959).
Deneme-Yanılma Yoluyla
Bazı problemler deneme-yanılma yoluyla çözülür. Bu yönteme göre, insan bir durum ya da sorunla karşılaşınca, bir çok tepkilerde bulunur. Bunun bir kısmı amaca götürücü niteliktedir. Birey amaca götürücü nitelikte olanları seçer. Denem-yanılma yoluyla problem çözmede zihinsel süreçlere planlamaya gerek duyulmaz. Bu yolla problem çözmede davranışların tek tek sınanması gerekmektedir. Bu da çözüm için gereksiz zaman kaybına neden olmaktadır. Deneme-yanılmaya problem çözülünceye kadar devam edilir. Deneme-yanılma, “boş durma, sürekli uğraş, çabala, belki bu çabalardan biri seni çözüme götürür” anlayışı içinde yapılır.
Bu yaklaşımı açıklayan ilk kuramcı, davranışçı yaklaşımın öncülerinden olan Thorndike’tır.
Örneğin: Bu araştırmacı aç bir kediyi kapısı bir manivela ile açılan kafese koymuş ve davranışlarını gözlemiştir. Gözlemleri sırasında kedinin ilk kafese konduğunda çeşitli davranışlar denediğini ve sonunda rastlantısal olarak manivelaya basıp kafesten kurtularak yiyeceğe ulaştığını görmüştür. Kedi aynı kafese defalarca konulmuş ve hayvanın giderek sonuca ulaşmayan davranışlardan vazgeçerek sonuca götüren davranışları yapıp, daha kısa zamanda kafesten kurtulduğu gözlenmiştir.
Bu deneyler sonucunda Thorndike, problem çözme durumunda organizmanın yaptığı davranışlardan tatmin edici etki yaratanların kalıcı olduğunu ve hangi davranışın tatmin edeceğinin ise, sınama – yanılma yoluyla öğrenildiği sonucuna ulaşmıştır.
Harlow, (Stones, 1968), Örneğin: maymunlar ve çocuklar üzerinde yaptığı araştırmasında, deneklere birbirine benzeyen, ancak bazı yönlerden farklılık gösteren birçok ayırt etme problemi vermiştir. Denekler yaklaşık 300 sınamadan sonra öğrenme seti oluşturmuşlardır. Bu tür problem çözmeyi öğrendikten sonra, verilen yeni benzer problemleri doğru olarak ve bir kerede çözebilmişlerdir.
Bu yolla problem çözme, genellikle aralarında anlamlı ilişki olmayan problemlerin çözümünde ya da problem hakkında ön bilgilerin eksik olduğu durumlarda elverişli bir yöntem olarak kullanılabilir. Lester K.Frank (1980) sınama – yanılma yoluyla problem çözmenin küçük yaştaki çocuklarda daha sık görüldüğünü ve yaş ilerledikçe bilgilerin örgütlenmesi yoluyla problem çözmenin geliştiğini bulmuştur.
Modern bilişsel psikologlara göre bir şey, problemin çözümüne iç görü yoluyla ulaşmadan önce, bir çok deneme-yanılmada bulunur ve böylece değişik çözüm seçenekleriyle tanışıklık kurar. Bu tanışıklık devresi iç görünün olabilmesi için gereklidir. Bilişsel psikologlar deneme-yanılmanın yalnız davranış düzeyinde değil, aynı zamanda örtük bir biçimde algısal ve bilişsel düzeyde de olduğunu kabul ederler.
Kısaca, sınama – yanılma yoluyla problem çözme sırasında, birey problem karşısında birçok davranışta bulunur. Bu davranışlardan sonuca götürücü olanlar öğrenilirken, diğerleri söner.
Örneğin, Türk kültürü ile yetişmiş bir insanın teknolojik bir aleti kullanması
Örneğin, Bir atasözü vardır. "Bir musibet, bin nasihatten daha etkilidir." Fakat bizler bu atasözünü bilmemize rağmen, ısrarla çevremizdeki insanları ve çocukları değiştirmek için akıl vermeye devam ederiz. Ne kadar çok akıl verirsek çocuğumuz o kadar az problem yaşar zannederiz. Karşılaştığı problemleri halleden çocuklar değil de bu problemlerden kaçan çocuklar yetiştirmiş, onların yaşayarak öğrenmelerine engel olmuş oluruz. Elbette hiç akıl vermeyelim demiyoruz. Ancak çocuğumuzun bütün hayatını akıl vermek vererek şekillendirmeye kalkmamalıyız.
Kavrama Yoluyla Problem Çözme:
Kavrama yoluyla problem çözmeyi açıklayan ilk bilim adamı Gestalt kuramcılarından Köhler’dir. Gestalt psikologlarından Woltgang Köhler, Örneğin: şempanzelerin problem çözme stratejilerini incelemiştir. Şempanzelerin, minimum deneme-yanılma yöntemini kullandıklarını gözlemlemiştir. Bu deneyde şempazenini içinde bulunduğu odanın tavanına bir muz asılıdır ve odaya çok sayıda boş tahta sandık konmuştur. Şempanze sürekli zıplamasına rağmen muza ulaşamaz. Birçok denemeden sonra şempanze bir köşeye çekilir sakinleşir ve bir süre sandıklara bakar. Daha sonra kalkar sandıkların üst üste koyar ve üstüne çıkarak muzu alır. Yapılan gözlemler sırasında maymunun önce bazı boş davranışlarda bulunduğu, sonra araçları kullanarak amaca ulaştığı görülmüştür. Köhler’e göre, maymun, problemi amaç (muza ulaşmak) ile araç (kutular ve çubuk) arasındaki ilişkiyi kavraması sonucunda çözmüştür.
Yaratıcı Düşünme
Torranc’a göre yaratıcılık, sorunlara, bozukluklara, bilgi eksikliğine, kayıp öğelere, uyumsuzluğa karşı duyarlı olma; güçlüğü tanımlama, çözüm arama, denenceler geliştirme ve bunları değiştirme ve yeniden sınama daha sonra da sonucu ortaya koymadır (Sungur, 1992). Bu tanımda görüldüğü gibi, yaratıcılık bir çeşit problem çözmedir.
Toplumların gelişmesinde yaratıcı düşünce önemli rol oynamaktadır. Yaratıcılık bir öğrenme, düşünme ve algılama biçimidir. Pek çok buluş yaratıcı düşünmenin ürünü olarak ortaya çıkmıştır.
Bilim adamları genellikle yeni ve orijinal düşünceleri yaratıcı olarak kabul etmektedirler. Yaratıcılık varolan bazı eski şeylerden bireyin hayal gücünü kullanarak yeni bir şey ortaya çıkarmasıdır. Ancak her yeni ve orijinal görüş yaratıcı değildir. Bazı yeni ve değişik görüşler yanlış da olabilir.
Bilimsel Problem Çözme Yoluyla
Bazı problemlerde bilimsel problem çözme yoluyla çözülür. Bazı karşılaştığımız problemler yukarıdaki yollar ile çözülmeyebilir. O zaman daha etkin ve yoğun bir çalışma ve çabaya girişiriz. Daha önce söz konusu olduğu gibi problem çözme oldukça karmaşık ve çaba isteyen bir yoldur.
Problem Çözme Yöntemi
Problem çözme, teorileri test etmeyi seven, eşyanın nasıl çalıştığını merak eden öğrenciler için etkili bir öğretim yöntemidir. Bu gruba giren öğrenciler genellikle okuldan nefret ederler. Çünkü, okulda sağlanan bilgiler sadece teorik bilgilerdir. Uygulama olanağı pek yoktur. Öğretim yöntemi bu grup öğrencilere “Nasıl” sorusunun cevabını sağlayabiliyor ve öğrenilen şeylerin gerçek uygulamalarını gösterebiliyorsa etkilidir. Problem çözme, laboratuar çalışması ve gözlem gezisi bu tür öğrencilerin tercih ettiği öğretim yöntemleridir.
Problem çözme yöntemi bir problemin değişik boyutlarıyla ele alınması, formüle edilmesi, problemin çözümü için gerekli verilerin değerlendirilmesi, eldeki imkan ve araçların problemin çözümünde etkili olarak kullanılması gibi süreçleri içeren bir öğretim yöntemidir. Bu yöntemin kurucusu John Dewey’dir.
J.Dewey’e göre birey geçmiş yaşantısındaki bilgilerden yararlanarak problemin çözümü olabilecek plan ve projeler geliştirir, yeni durumda önerileri destekleyici kanıtlar bulur, önerileri eleştirir ve en sağlamını seçer.
Dewey, gerçek öğrenmelerin bir problemin çözümüne aktif olarak katılan bireyin tecrübe ve deneyimlerine dayalı olduğunu ifade etmiştir. Dewey’e göre hayat değişik biçim ve yapıdaki problemlerle doludur. İnsan hayatının her döneminde problemler karşı karşıya kalmakta, problemlerin üstesinden gelmek için çıkış yolları aramaktadır.
Gagne ve Skinner (1964; 1974) gibi araştırmacılar problem çözme sürecinde en önemli değişken olarak bireyin geçmişini inceleme eğiliminde görülürlerken, diğer araştırmacılar, örneğin; Kohler ve Maier (1925, 1970) gibi, problemlerin çözümünde en önemli unsurun bireyin karşı karşıya kaldığı durumu algılama biçimi olduğunu savunmuşlardır.
Oğuzkan’ a göre problem çözme bir zaman, çaba, enerji ve alıştırma işidir. Bireyin amaç, ,ihtiyaç, değer, inanç, beceri, alışkanlık ve tutumları ile ilgilidir. Ayrıca bireyin problem çözmeye yönelmesi, cesareti, ,isteği ve kendine güven duygusuyla orantılıdır.
Anderson (1980) öncelikle bilişsel işlemler üzerinde odaklaşarak, problem çözme sürecini bilişsel işlemleri sırayla bir hedefe yöneltmek olarak tanımlamıştır.
Problem çözme, yalnızca birey bazı düzeylerde tepki vermesi gerektiğini algıladığı zaman başlayabilir. Ayrıca bireyin bir hedefinin olması gerekir ki, böylece elde etmek istediği hedefe ulaşma yollarını bulmak için çaba sarf etsin. Diğer bir deyişle problem çözme bir hedefe ulaşırken araya giren zorlukların çözümünü bulma sürecidir. Wickelgren (1979), her problem için, bir hedef, veriler ve işlemler belirlenebileceğini belirtmektedir. Veriler, hedefe ulaşmak için kullanılabilecek gerçekler, sözcükler, kavramlar ve işlemlerdir. İşlemler, hedefe ulaşabilmek için verileri manipüle etme yollarıdır. Hedef ise problemin çözümüdür.
Kabadayı (1992), problem çözme sürecinin hem zihinsel bir faaliyet ya da beceri hem de eğitimde teknik ya da yöntem olduğunu belirtmiş ve problem çözme sürecinin eğitimde alabileceği boyutları değerlendirmiştir. Sonuç olarak problem çözmenin bilişsel, duyuşsal ve davranışsal etkinlikleri içeren karmaşık bir süreç olduğu söylenebilir.
Heppner (1982) ‘in tanımı ise bazı yönlerden diğer tanımlarda farklıdır. Heppner ‘e göre problem çözme, problemlerle başa çıkma kavramı ile eş anlamlıdır. Gerçek yaşamda kişisel problem çözme bu tanımda, iç ya da dış istekler ya da çağrılara uyum sağlamak amacı ile davranışsal tepkilerde bulunma gibi bilişsel ve duygusal işlemleri bir hedefe yöneltmek olarak ele alınmıştır.
Kaya (1992), Örneğin: tarafından yapılan bir araştırmada, üniversite öğrencilerin algıladıkları problem çözme beceri düzeyleri ile benlik saygısı düzeyleri, benlik değerlerinin sürekliliği düzeyleri, depresif duygulanım düzeyleri, insanlara güven duyma düzeyleri, eleştiriye duyarlılık düzeyleri, psikosomatik belirti düzeyleri ve kişiler arası ilişkilerde tehdit hissetme düzeyleri arasında önemli ilişki bulunmuştur.
Bu yöntemin artıları da şu şekilde özetlenebilir:
Problem çözme yöntemi, öğrencinin karar verme yeteneğini geliştirir.
Geniş ilgi ve merak uyandırır.
Aktif katılımı sağlar.
Eleştirel düşünmeye yardımcı olur.
Problem çözme sürecinin alışkanlık haline gelmesine yardımcı olur.
Gözlemleme, rapor etme, karşılaştırma, bilgileri düzenleme, yorumlama, değerlendirme ve özetleme gibi yeteneklerin gelişmesine katkıda bulunur.
Yaratıcı düşünceyi geliştirir
Demokratik tavır ve tutumları geliştirir.
Sınırlılıkları;
Öğretmen ve sınıf için uzun bir hazırlık çalışması gerektirir.
Bütün çalışma birkaç öğrencinin omuzlarında kalabilir.
Küçük gruplarda amacından sapabilir.
Araç-gereç gerekli olursa pahalı olabilir.
Problem çözme süreci tam anlaşılmadığında sonuç fiyasko olabilir.
Öğrencilerde her problemin çözümünün çok basit olduğu kanaati uyandırabilir.
Gerekli verileri toplamak zor olabilir.
Öğretmenin problem çözmenin her aşamasında gerekli rehberlik ve danışmanlığı sağlayacak yeteneklerinin olmasını gerektirir.


Problem Çözümünde Uygulanacak Basamaklar Şunlardır :

1) Hazırlık Aşaması
2) Kulaçka Aşaması
3) Kavrama ve Aydınlanma Aşaması
4) Değerlendirme Aşaması



1. Sorunun Fark Edilmesi
2. Sorunun Tanımlanması
3. Bilgilerin toplanması ve tasnifi
4. Kriterlerin tespit edilmesi
5. Çözümler Üretme
6. Çözümlerin Değerlendirilmesi
7. En Uygun Çözümü Seçme
8. Değerlendirme ve Yeniden Yapılandırma

Yaratıcı Düşünmenin Aşamaları - Problem Çözmedeki Aşamalar I
1) Hazırlık Aşaması: Hazırlık aşamasında problem bütünüyle ele alınır. Bu aşamada problemin tanınması sağlanır.
2) Kulaçka Aşaması: Kuluçka aşamasına bekleme dönemi denebilir. Bu aşamada problem bir kenara itilmiş gibidir. Kişinin dikkati başka şeylere çevrilmiştir, problem zaman zaman hatırlanır. Kimi zaman düş kurarken, kimi zaman da rüyada çeşitli yönler ile canlanır. Bu arada bilinçaltı süreçlerde işbaşındadır.
3) Kavrama ve Aydınlanma Aşaması: Kavrama aşamasında kişi, bir esinle karşılaşmış gibidir. Bu aşamada genellikle, kişide bir kavrayış gözlenir, kafasında ani ve tümüyle yeni bir fikir doğar. O zamana kadar karanlıkta olan noktalar aydınlanmış, problemin çözümü sağlayacak düşünce birden bire kafasında belirmiştir.
4) Değerlendirme Aşaması: Kişi fikrinin gerçekten çalışıp çalışmadığını sınar. Bazen, bulduğu sonuç işe yaramaz ve yeniden başlangıç noktasına döner. Bazen de fikir doğrudur, fakat birkaç küçük değişiklik veya ufak tefek problemlerin çözülmesi gerekir. Çözümün mantıklı olup olmadığını, uygulanıp uygulanmayacağını araştırır.
Rasyonel Problem Çözme Süreci - Problem Çözmedeki Aşamalar II
Bingham (1983) Dewey’in aşamalarını geliştirerek, problem çözmede sekiz aşama saptamıştır:
1. Sorunun Fark Edilmesi: Çözüm sürecinin ilk aşaması sorunun fark edilmesidir. Sorun çözme sürecinin ilk aşaması, bir güçlüğün sezilmesi ya da bir şeylerin yolunda gitmediğinin fark edilmesidir. Sorunlar tesadüfen ya da sistematik incelemeler sonucunda fark edilebilir. Ama genellikle sorunlar, doğal olarak ortaya çıkarlar ve gerginliği ya da çatışmayı artırarak varlıklarını bize duyururlar.
Örneğin; ülkemizdeki çarpık kentleşme bazı insanlar için bir problem olarak görülmekteyken, bazıları bu problemin farkında olmayabilir. Kuşkusuz, bu probleme çözüm yolları, olayı problem olarak görenlerden gelecektir.
2. Sorunun Tanımlanması: Burada sorunun açıklığa kavuşturulması gerekir. Sorunun sahibini bilmek demek aynı zamanda çözümün sahibinin de kimler olacağını bilmek demektir. Problemin niteliğinin bilinmesi ona bulunacak çözüm yollarının bulunmasını kolaylaştırır. “Problemin anlaşılması çözülmesinin yarısıdır” inancı buradan gelmektedir. Problem iyice anlaşıldığı zaman problem çözme daha düzenli ve kısa yolla yapılır. Probleme yönelik çözüm yollarının neler olabileceğini araştırmaya geçmeden önce, problemi güzelce bir inceleyin ve özelliklerini ortaya çıkarın. Çoğu zaman problemi anlamak onu çözmek demektir.
- Sizce sorun nedir?
- Bu konuda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
- Problemin nereden kaynaklandığı, engellerin nelerdir?
- Sorun kimlerle ve nelerle ilişkilidir?
- Sorun bireysel midir, kişiler arasında mıdır? Yoksa grup mu yaşıyor?
- Kim veya kimler rahatsızlık belirtileri gösteriyor veya dile getiriyor?
- Sorundan en çok etkilenen veya engellenen kim, kime veya kimlere yardım edilmeli?
- Sorun için çözüm bulunduğunda kim veya kimler kendilerini iyi hissedecekler?
Örneğin; çarpık kentleşme, alt yapı yetersizliği, gecekondulaşma, işsizlik, ulaşım problemi vb. biçimde alt problemlere ayrılabilir.
Örneğin; Temizlik yapıyorsunuz. Misafir gelecek... Çocukların oyuncaklarını toplamamış olması kimin sorunu? Annenin mi, babanın mı, çocukların mı? Odanın dağınık olması beni kötü durumda bırakacak. O yüzden benim sorunum. Çocuklarınızla bir anlaşma yapın. "Çocuğum çabuk oyuncaklarını topla. Çünkü toplamazsan evimin dağınık olduğunu görecekler ve bu beni mutlu etmeyecek..." Toplamamakta ısrar ediyor. O zaman oyuncakları toplayın bir poşete koyun. İki gün oyuncakları yasaklayın. Böylelikle çocuklarınız, kendilerinin yapmaları gereken işleri yapmaya başlayacaklardır.
3. Bilgilerin toplanması ve tasnifi: Gerekli bilgi ve beceriler edinilmeden problemin çözümünü yapmak mümkün değildir. Toplanan bilgiler problemin niteliğini daha iyi açacak geçici bir süre için çözüm yolu olabilecek varsayımların bulunmasına yardım edecektir.
Örneğin; Çarpık kentleşme ile ilgili veriler, belediyelerden, imar planlarından, şehirlere göç eden vatandaşlardan toplanabilir.
4. Kriterlerin tespit edilmesi,
Toplanan bilgilerin iyi bir şekilde kullanılması için bir düzene sokulması gereklidir. Düzene sokma bir ilk değerlendirme görevi yapar.
5. Çözümler Üretme: Beyin Fırtınası Tekniği
Kullanılan sihirli sözcük “BAŞKA....?..BAŞKA..? ” dır.
Beyin fırtınası ilk başta çok büyük şirketler de uygulanmaya başlayan bir yöntemdi. Daha verimli hale gelmek ve yeni iş kolları açmak için yapıyorlardı. Bizler de küçük şirket yani aile olarak beyin fırtınaları estirmek durumundayız. Beyin fırtınasını evde-okulda -yaşamımızda nasıl uygularız?
Alternatif çözümler üretme aşamasında, eleştirinin olmadığı bir ortamda çok sayıda çözüm önerisinin ortaya konabildiği, daha sonrada bu önerilerin birleştirilerek geliştirilebildiği beyin fırtınası tekniğinden yararlanılabilir.
İnsanlar kendi fikirlerini ve çözüm önerilerini diğer insanların öne sürdüğü fikirlerden ve görüşlerden daha fazla benimserler ve bunun için daha çok çalışırlar.
İyi ya da kötü, mümkün ya da değil gibi süzgeçlerden geçirmeden olduğu gibi ortaya koyun. Belli bir sorunun çözümü ile ilgili tüm görüşler ortaya konmadan önce çözümün belirlenmesi çözümün niteliğini azalttığı gibi kişiler arasındaki açık iletişim de engeller. Bu durum insanları çok erken bir değerlendirme yapmaya zorlar ve kendi görüşlerini savunmaya iter. Bu aşamada amaç sorunla ilgili olabildiği kadar çok sayıda çözüm yolunu bir liste halinde ifade edebilecek duruma gelmenizdir. Farklı çözümler üretildikten sonra çözümleri birleştirmek ve sentezlemek gerekmektedir.
Toplanan bilgilerin ışığı altındaki problem için çözüm yolu olabilecek varsayımlar saptanır. Bu varsayımlar denemeden sonra çözüm yolu olabilecek netlikte ön tekliflerdir. Bir parlak fikir veya önceki yaşantılarımızın sonucu, bize çözüm yolu gibi görünen bir fikir vb. bir veya birkaç tane varsayım saptanır. Eğer henüz daha bir varsayım ortaya çıkmamış ise başka bir deyimle “problem şu yolla veya şu şekilde çözülebilir” denemiyorsa toplanan bilgiler yeterli değildir. Yeniden bilgi toplamak gerekir.
Örneğin; elde edilen veriler çarpık kentleşmenin göçlerden ve belediyelerin yeterli parasal kaynaklardan yoksun olmasından doğduğunu gösteriyorsa, büyük şehirlerde yaşayanlardan ek vergi alınması, göçün olduğu yerlere yatırım yapılması gibi çözümler önerilebilir.
Problem çözme yöntemini etkinleştirmek için şu kavramların bilinmesi gerekir:
Beyin Fırtınası Nedir
Fikirlerin, problemlerin, algıların, soruların veya sonuçların bir listesini hazırlamak amacıyla bir ekibin yaratıcı düşüncesini ortaya çıkartmak ve tam katılımı sağlamak için kullanılan tekniktir.
Çoklu Oylama Nedir
Beyin fırtınası ile belirlenen fikirlerin en önemlilerini takımdaki herkesin eşit katılımına başvurarak tespit etmek için kullanılan tekniktir.
Nominal Grup Tekniği Nedir?
Takım üyeleri arasında görüş birliği sağlamak için kullanılan puanlama tekniğidir
Sebep Sonuç Diyagramı Nedir?
Herhangi bir problemi doğuran ya da etkileyen sebep ve faktörleri belirlemek amacıyla kullanılan tekniktir.
Benzerlik Diyagramı Nedir?
Pek çok fikir, görüş, konu veya faaliyet içinde temel olanları bulmak, onları gruplandırmak ve organize etmeyi amaçlayan tekniktir.
6. Çözümlerin Değerlendirilmesi: Her çözümün güçlü ve zayıf yanları değerlendirilir. Seçildiğinde sonuçlarının ne olabileceği konuşulur. Bu aşamada her çözüm yolunu değerlendirerek, bu çözüm yollarının her birinizi tatmin ettiğini tartışacaksınız. Bu evrede kişilerin dürüstçe düşüncelerini ifade etmeleri önemlidir. Bir çözüm tarzını istemediği halde karşısındaki memnun olsun diye kabul etmek, iki kişinin arasındaki ilişkinin sağlığı bakımından sakıncalıdır.
Örneğin; İstanbul'u fethetmek için kaç tane projesi olduğunu biliyor musunuz? 40 farklı proje hazırlıyor ve 4. Projesiyle fethediyor. Gemilerin karadan da yürütüleceğini söylemek o an verilen bir karar değildir. Daha fetih planı hazırlanırken şayet Haliç'ten geçemezsek o zaman ne yaparız sorusunu Fatih Sultan Mehmet projeyi hazırlarken düşünmüş ve çözüm olarak gemilerin karadan da yürütülmesi gerektiğini projeye dâhil etmiştir. Alternatifi olmayan en güzel bir fikir bile başarısızlığa uğrayabilir.
7. En Uygun Çözümü Seçme: Varılan sonuç taraflarca onaylanır ve tekrar görüşmek için bir tarih belirlenir. Yani bu aşamada olası her çözümün, güçlü ve zayıf yanlarının dikkatli bir biçimde değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirme sonucunda en uygun çözüme karar verilir.
8. Değerlendirme ve Yeniden Yapılandırma: Seçilen çözümün sonuçlarını değerlendirmeyi amaçlar.
İnsanların, yeni düşüncelere direnç göstermelerinin nedenlerinden birisi değişimden sonraki yeni statükonun da artık yeni görüşlere kapalı olacağına inanmalarıdır.
Problem için geçici çözüm yolu olarak varsayımların ne dereceye kadar çözüm yolu olabileceğinin denenmesi ve sonunda iyi-kötü yönlerinin değerlendirilmesi gereklidir. Bazen daha ilk denemede probleme çözüm yolu olmayacağını ortaya koyar. O zaman bu varsayımların atılıp yerine yenilerinin, daha sağlamlarının ele alınması gerekir. Deneme sonunda iyi sonuçlar veren varsayımların da değerlerinin ne kadar olduğunun ve hangi durumlarda daha iyi çalışabileceğinin saptanması gerekir.
Varsayımlar denendikten ve değerlendirmesi yapıldıktan sonra eğer olumlu sonuç vermişse artık problemin çözümü için kullanılabilirler. Bulunan çözüm yolu duruma göre devamlı bir çözüm yolu olabilir. Bazen de amaca ulaştıktan sonra artık çözüm yolunun bir daha kullanılmasını gerektirecek bir durum çıkmaz. Bazen de çözüm yolu zamanla olanakların ve koşulların değişesi yüzünden değerinden kaybeder.
Örneğin; büyük şehirlerde yaşayanlardan vergi alınmasına karar verilirse, vergi toplanmasını sağlayacak yasal düzenlemeler yapıldıktan sonra vergi toplanmaya başlanır.

Kısaca problem çözme işleminde başarı, öncelikle problemin doğru tanımlanmasına bağlıdır. Problemin doğru tanımlanmasının yanı sıra problematik durumla ilgili yeterli bilgi sahibi olunmalı ve güçlüğü gidereceği düşünülen çeşitli davranış tarzları formüle edilmeli ve en iyi çözüme götüreceği düşünülen seçenekten başlanmalıdır. Mevcut seçenekler uygulamaya konur ve değerlendirilmesi yapıldıktan sonra başarılı olunmuşsa o yolda devam edilir aksi halde başka seçenek uygulamaya konur.

0 yorum

Yorum Gönder

KONU BAŞLIKLARI