ÖĞRETMEN-ÖĞRENCİ İLETİŞİMİ  

Posted by İSMAİL CAN in

ÖĞRETMEN-ÖĞRENCİ İLETİŞİMİ
Öğrenciler zamanlarının büyük bir çoğunluğunu okulda öğretmenleri ve arkadaşları ile geçirmektedirler. Dolayısı ile, öğretmen-öğrenci ilişkisinin diğer ilişki türlerine göre eğitimin niteliği ve öğrencilerin akademik başarıları üzerinde daha büyük bir etki. Yarattığı bilinen bir gerçektir (Çınkır, 2004: s. 149). Öğretme ve öğrenme sürecinin iki kişi arasında çok özel bir ilişkinin kurulması gerekir. Diğer bir deyişle öğretmen ve öğrenci arasında bir tür bağ yada köprü gibi bir bağlantının kurulması gerekir. Bu köprülerin kurulabilmesi için iletişim becerilerini bilmemiz gerekir. Temelde bu iletişim becerileri çok karmaşık değildir. Herhangi bir öğretmenin anlayamayacağı kadar zor değildir. İletişim becerileri temelde konuşmaya dayanır, bu hepimizin kolayca yaptığı bir iştir (http:// kocaeli.meb.gov.tr).
Öğretmen ve öğrenci okulda öğretim süresinin iki önemli öğesidir. Sınıf içinde en yoğun iletişim öğretmen ve öğrenci arasında yaşanmaktadır. İletişimlerindeki nitelik hem sınıf yönetimi hem de öğrenme bakımından olumlu sonuçlar doğurur. Öğretmenin sınıfta olumlu bir hava yaratması ve öğrencilerle iyi bir iletişim sağlanması öğrencilerin derse etkin katılımına katkıda bulunur. Öğretmeni ile olumlu iletişim kurabilen, beklediği iletileri ve dönütleri alabilen öğrenciler olumlu davranışlarını arttırırlar. Öğrencileri ile arasında empatik bir iletişim örtüsü oluşturan öğretmen, onların bireysel yeteneklerini tanıma şansı yakalar. Empati; bir insanın, kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onu, duygu ve düşünceleri bakımından doğru olarak algılamaya çalışmasıdır. Öğretmen öğretim süresi boyunca, öğrencileri ile nasıl bir iletişim kurması gerektiğini ve onlara nasıl dönütler sağlayacağını düşünmelidir (Hoşgörür, 2005: s. 120,121).
Okulda öğretmenler ve öğrenciler arasında karşılıklı Güven-Değer-Diyalog'a dayalı bir ilişki kurmak önemlidir. Okulda insan ilişkilerinin bu üç önemli parçasını İlişki=Güven-Değer-Diyalög şeklinde formüle edilebilir. Öğrenciler öğretmenlerinden fazlasıyla etkilenirler. Bir okulda herhangi bir sınıfın okul yönetimi ve diğer sınıflarla sorun yaşamaması için o sınıfın öğretmen- öğrenci ilişkilerinin çok iyi ve sürekli olması gerekir. Bir sınıfta eğitim ve öğretimin etkili bir şekilde yürütülebilmesi için, öğretmen ve öğrencinin çok iyi anlaşmaları gerekmektedir. Öğretmen, nefret edilen biri değil; öğrenciler tarafından sevilen, sınıfta sürekli aranan ve beklenen biri olmalıdır (Çınkır, 2004: s. 149). Eğitimde iletişim sürecinin işleyişinde kaynak; öğretmen, alıcı da öğrencidir. İleti ders kitabı, program içeriği yada öğretmenin sesi, kanal ise öğretim süreçleridir. İyi bir öğretmen öğrencilerden gelen dönütleri değerlendirmesini bilen öğretmendir (Hoşgörür, 2005: s. 121).
Öğretmenler, çocukların gelişiminde büyük öneme sahiptirler. İyi bir öğretmene sahip olmak çocukların kendilerine güvenlerini, öğrenme becerilerini artırabilirken; kötü bir öğretmene sahip olmak onların kendilerine güvenlerini ve öğrenme becerilerini yok edebilir. Aslında iyi ve kötü öğretmen olmadığı gibi iyi ve kötü öğrenci de yoktur. İyi ve kötü ile belirtilmek istenen öğretmen-öğrenci arasındaki ilişkinin niteliğidir (Çınkır, 2004: s. 149).
Sınıf içi iletişim; sınıf yönetimini, öğretim stratejisi, yöntem ve teknikler ile araçların kullanılmasını Öğretmen ve öğrencilerin çok boyutlu davranışlarını içermektedir. Öğretmen öğrenci ile iletişimde, onların dilek ve düşüncelerine önem verir, katılımlarını destekler ve onları anlamaya çalışırsa aralarındaki etkileşim daha güçlü olmaktadır. Öğretmenin daha çok sunucu konumunda olması öğrencilerle iletişimde zorluklar ortaya çıkarabilmektedir. Böyle bir sınıfta öğrenciler tepkilerini ya sessiz kalarak yada gürültü yaparak ortaya çıkarmaktadırlar. Öğrenci, öğretmeni duygusal olarak kendisini anlayan biri olarak algılarsa, öğrenci ile öğretmen arasındaki iletişim kolaylaşır. Bu da öğrencilerin derse katılımlarım olumlu yönde etki edip, öğrenmede kolaylık sağlar. Sınıfta demokratik tutum sergileyen öğretmenler öğrencilere daha yakın olup, her türlü iletişime açık davranırlarken, otokratik tutumlu öğretmenler sınıfta disipline aşırı Önem vermeleri ve iletişime pek fazla önem vermemeleri nedeni ile öğrencilerle olumlu etkileşim sağlamakta zorlanmaktadırlar (Hoşgörür, 2005: s. 121,122). Öğretmenin öğretim sırasında öğrencilerin muhtevayı anladığına, kavradığına ilişkin tepkisini görmesi gerekir. Bu nedenle iyi bir öğretim ancak yüz yüze ilişkinin olduğu sınıf atmosferinde oluşur. Bu atmosferde öğrenciler öğretmenin yalnızca sesinden değil, onun her türlü özelliklerinden etkilenmektedirler. Öğrencilerin, öğretmenin tutumlarından, davranışlarından, ilgilerinden, ihtiyaçlarından, değerlerinden ve benzeri kişilik özelliklerinden etkilendiğini gösteren çok fazla çalışma vardır. Bu çalışmalar öğretmenin bu özelliklerinden, öğrencinin yalnızca bilgi düzeyini değil, tüm kişiliğinin etkilendiğini ortaya koymaktadır (Küçükahmet, 2005: s.26,27).
Öğretmenleri ile kurdukları iletişimde öğrencilerin, öğretmenlerinin en çok beden hareketlerinden, daha sonra ses ve konuşma özelliklerinden ve en son olarak onların sözel davranışlarından etkilendikleri anlaşılmıştır. Ayrıca, sınıfta öğrencilerle kurulan iletişimde, derse hazırlıklı gelen öğretmenlerin yüz ifadeleri konuşmadaki etkinlik ve kararlılığı, jest ve mimikleri, gülümseme biçimleri, iletişimde derse hazırlıklı gelen öğretmenlerinkinden iki kat daha etkili olmaktadır (Hoşgörür, 2005: s. 122).
Öğretmen sunu yaparken, açıklama yapıp örnekler verirken etkili olabilmek için, içeriği özenle planlayıp, düzenleyerek açık ve tutarlı bir bütün halinde öğrencilere sunmalıdır. Öğretmenler içeriği sözlü-sözsüz iletişim biçimlerini kullanarak, bilgiyi küçük basamaklar halinde öğrencilerin bildiklerinden başlayarak vermelidirler. Derse yoğunlaşmayı engelleyecek ve dersin akışını bozacak belirsiz, anlamsız, argo bir dil kullanmadan kaçınmalı, etkili bir öğretim için etki-tepki mekanizmasını işe koşarak, her bir basamak öğretilip kalıcı hale getirildikten sonra bir üst basamağa geçilmelidir. Öğretmen içeriği sunarken ana noktaları tekrar tekrar vurgular, kavramlar arasındaki genel ilişkileri gösterir, öğrencilerin kendi sözcükleriyle öğrendiklerini ifade etmelerini sağlar ve yeni durumlara uygulama olanaklarını görür (Güven, 2004: s. 127,128).
Öğretmen ve öğrenci ilişkileri sağlıklı, güvenli ve mutlu bir atmosfer içinde olursa, sınıfta istenilen ortam yaratılır. Bu tür ortamlar öğrencinin bilgiyi, becerileri ve istendik davranışları edinebilmeleri için en uygun ortamlardır. Öğretmen, sınıfta öğrencilere bilgi-beceri-tutum kazandırmanın yanında, onlara sevgi, saygı, mutluluk, hoşgörü, bağlılık, arkadaşlık, iyi geçinme, disiplin gibi kavramları da kazandırmalıdır. Okul yönetimi ve öğretmenler, öğrencilerle etkili bir iletişim ve ilişki kurabilmeleri için aşağıdaki konulara dikkat etmeleri gerekmektedir:
1) Güven: Öğretmenler sürekli kendilerine güvenebileceklerini öğrencilerine hissettirmeli ve onlara sürekli geri bildirimde bulunmalıdır.
2) İşbirliği: Okulda kendini güven içinde hisseden öğrenci, öğretmeni, okul yönetimi ve arkadaşlarıyla işbirliği yapar.
3) Beceriler/Yeterlik: Okulda, öğrencilerin akademik başarılarında; çalışan tüm eğitici olan ve olmayan personelin sahip oldukları nitelik ve becerilere bağlıdır. Bunlar arasında nesnel kararlar verebilme; kibarlılık, duyarlılık, mizah, empati, zor şartlarda öğretebilme becerilerini sayabiliriz.
4) Esneklik: Sınıfta sürekli ve etkili bir eğitim-öğretim verebilmek için öğretim yöntemlerinde esneklik gereklidir (Çınkır, 2004: s. 151,152).
Öğretmen, sınıf içinde iletişim işlevini yerine getirirken üç tür iletişim yönteminden yararlandığı belirtilmektedir. Bu iletişim türleri, sözlü, sözsüz ve diğer teknolojik araç ve gereçler yardımı ile yapılan iletişimdir.

Sözlü İletişim: Kişiler arasında oluşturulan sözlü iletişim, mutlaka bir dile gereksinim duyar. Temel öğe konuşulan dildir. Alıcıya ulaştırılmak istenen bilgi, duygu ve düşünceler için, sözcük ve diğer sözlü semboller kullanılır. Sembol; iletişim biçiminde kullanılan sözcüklere, rakam ve her türlü sözlü ve yazılı işarete denir. Sözlü iletişimin sağlıklı olabilmesi için, anlamların alıcı tarafından bilinmesi gerekir.
Sözsüz İletişim: Kişiler arasında jestler, mimikler ya da ses nitelikleri gibi sunumsal kodlar aracılığıyla gerçekleşen iletişimdir. Bu kodlar o duruma ilişkin iletilerdir.
Teknolojik Araç ve Gereçler Yardımı ile Yapılan İletişim: Bu tür iletişimde ileti alıcını duyu organlarına etki yapan optik, mekanik, termik ya da kimyasal uyarıcılardır. Teknolojinin iletişimi kolaylaştıran bir role sahip olduğunu söyleyebiliriz. Kaynaktan gelen iletinin bir araç ya da yöntem yardımı ile, alıcının duyu organlarından en az birisine iletilmesi gerekmektedir. Gönderilen ileti alıcının ne kadar çok duyu organına hitap ediyorsa, ileti o kadar kolay algılanır (Hoşgörür, 2005: s. 123). Öğretmen -öğrenci arasındaki ilişki;
• Açıklık, saydamlık
• Gereksemek
• Birbirine gereksinim duymak
• Birbirinden ayrı davranabilmek
• Gereksinimlerini karşılayabilmek
• Gerçekliklerini içerirse iyi bir öğretmen-öğrenci ilişkisi kurulmuş olur

2 yorum

çok güzel olmuş. teşekkürler.

Ben burayı beyndim artık bu sitenin fala olması için uğraşıcam ama bilgiseyar yazisindan çikartın dahaviyi olur. Marina NECİTİVANA ALEKSNDIROV

Yorum Gönder

KONU BAŞLIKLARI